Ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil'den aylar sonra ilk görüntü!

Evinin banyosunda düşüp kafasını çarpması sonucu hastaneye kaldırılan sanatçı Mehmet Ali Erbil, Instagram hesabı üzerinden canlı yayın yaptı. Erbil, son haliyle takipçilerini sevindirmeyi başardı.

Ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil'den aylar sonra ilk görüntü!

Evinde dengesini kaybedip başını çarpması sonucu hastaneye kaldırılan ve Ekim ayından bu yana yoğun bakımda tedavi gören ünlü şovmen ve oyuncu Mehmet Ali Erbil, aylar sonra ilk fotoğrafını paylaştı. 

Instagram hesabından canlı yayın yapan ünlü sanatçı Mehmet Ali Erbil, keyifli ve sempatik haliyle hayranlarını sevindirdi. 16 yıldır 'Kaçış Sendromu' hastalığıyla mücadele eden sanatçı, tedavi sırasında bu hastalığının da nüksetmesi sebebiyle zor anlar yaşamıştı.

Mehmet Ali Erbil son dakika sağlık durumu

Mehmet Ali Erbil son dakika sağlık durumu

Kaynak: Yasemin

Kaçış Sendromu Hastalığı Nedir ?

Kaçış Sendromu hastalığı, son günlerde merakla araştırılan konular arasında yer almaya devam ediyor. Ülkemizde Mehmet Ali Erbil'in yakalandığı Kaçış Sendromu hastalığı, damarlarda meydana gelen orantısız büyüme ya da küçülme dolayısıyla sıvı çıkış hızında değişime neden olabilmektedir. Bu şekilde basınç değişimi hastada farklı bazı sonuçlar doğurabilmektedir. Peki, Kaçış Sendromu nedir? İşte, son günlerde çok konuşulan o hastalık hakkında bazı bilgiler

Kaçış Sendromu hastalığı, ülkemizde şu ana kadar sadece Mehmet Ali Erbil'de gözlemlenmiştir. 1960 yılında B. Clarkson tarafından ilk kez teşhis edilen bu hastalık, dünya çapında da çok az gözlemlenmektedir. İşte, Kaçış Sendromu hastalığı hakkında merak edilen bazı bilgiler

Kaçış sendromu hastalığı ya da bilimsel adıyla "Capillary leak syndrome" kanın yoğunlaşması, tansiyonun düşmesi gibi bulgular veren hastalık, damarlardan protein, mineral ve suyun sızması" olarak tanımlanmaktadır. Tekrarlayan şoklarla kendini gösteren sendrom, bu krizlerden 24 saat önce gribal enfeksiyonlarda olduğu gibi, halsizlik, yorgunluk, hafif ateş gibi belirtiler veriyor. Krizler birkaç ayda bir tekrarlayabileceği gibi, bazen yıllarca görülmüyor. Krizi önleyici tedavide de üst solunum yolları enfeksiyonlarında kullanılan ilaçlar veya astım, bronşit hapları uygulanıyor.

Sendromu 1960 yılında ilk tarif eden B.Clarkson'dur. Çok az görülen bir hastalık olup, dünyada sadece 791 vakaya rastlanmıştır. ABD'de 10, Fransa'da 32 kişide Türkiye'deyse ilk defa Mehmet Ali Erbil'de rastlanmıştır.

KAÇIŞ SENDROMU NASIL SEYREDER?

Ataklar arasında hasta sağlıklıdır. Neye bağlı olduğu ve bedenin çalışmasının nasıl bozulduğu henüz tam olarak belli değildir. Kılcal damarların içinden dışarıya sıvı çıkış hız ve miktarında artış meydana gelir. Kılcal damarlarda ortaya çıkan bu değişiklikle damar dışına sıvı sızması artar.

Akciğer-kalp-karın zarı gibi bedenin iç boşluklarına ve kaslarının içine, damar içindeki sıvılar sızarak birikir. Damar içi kan basıncı-tansiyon azalınca şok tablosu gelişir. Damar içinden beden boşluklarına sıvı kaçışına neden olan ihtimaller olsa da esas neden bilinmemektedir.

Hasta şikayetleri günlük hayatta sık karşılaşılan şikayetlerdir. Hastalar sıklıkla bulantı, karın ağrısı, kusma, halsizlik, kas ağrıları, yorgunluk gibi belirgin tanımlayıcı özellik göstermeyen yakınmalar ile başvururlar. Klinikte en sık “septik şok" tablosuyla yani kana karışan mikrobik etkenlerin ortaya çıkardığı şok tablosu ile benzerlik gösterir ve karışır.

Ataklar sırasında; damar içi sıvısının ani ve çok miktarda azalması, kanda albumin düzeylerinin düşük olması, kanın koyulaşması-akıcılığının azalması, bazen de monoklonalgamopati denilen özel bir laboratuar bulgusu tespit edilebilir. Gözlenen hastalarda yaygın bir şekilde bağırsaklarda ödem, asit, akciğer ve kalp zarında ve hatta kaslarda sıvı birikip, yaşamı tehdit edici bir tablo oluşturabilir.

TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Kaçış Sendromundaki ani ve hızlı olarak gelişebilen kan basıncı (tansiyon) düşüklüğü yoğun tedavi ve takiple önlenemezse, birden fazla organın çalışması yetersiz hale gelebilir. Bu da hasta için uzun tedavi dönemi hatta ölüm anlamına gelebilir.

Sıvı-elektrolit tedavisi, kan basıncının normallerde tutulmaya çalışılması böbrek, kalp ve beyin gibi hayati organların hasra görmesini engelleyebilir. Kortizonlu ilaçlar tedavide kullanılabilir. Unutulmamalıdır ki, her hastanın tedavisi o an yapılmış olan tetkik ve bulgulara göre değişiklik gösterebilir.

Güncelleme Tarihi: 29 Nisan 2019, 16:48
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER