Kalp yerine taşıdığınız ŞEY nedir?

“Müminler birbirini sevmede birbirine merhamet etmede ve birbirlerine şefkat göstermede tek bir beden gibidir. O bedenin bir organı acı çektiği zaman bedenin diğer organları da uykusuz kalıp acı çekerler.” (Müslim, Birr, 66)

“Sizden biriniz kendisi için istediğini mümin kardeşi için de istemedikçe iman etmiş olmaz.” (Tirmizi, Sıfat-ul Kıyame, 59)

“İman etmedikçe cennete girmezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.” (Müslim, İman, 93; Tirmizi, Sıfat-ul Kıyame, 56)

Ne zaman bu hale geldik? Yoksa hep böyle miydik?

Kendi haklılığımız yada mensup olduğumuz grup, hizip, cemaat vs. nin haklılığının ispatı için karşı tarafın mağduriyetine, acısına oh çeker veya sevinir olduk.

Oysa hiçbir şey kararında kalmıyor mevsimler gibi, zaman zaman bahar ve kış mekân değiştirip duruyor. Bugün bizim için açan çiçekler yarın başka bir zamanı başka bir mekânı, başka bir yüreği süslüyor, şenlendiriyor.

Karşıdakinin kışına sevinen bilmeli ki o kış yakın zamanda kendi kapısını da çalacak.

Oysa hep birlikte mutlu olmak, tek başına mutlu olmaktan daha kalıcı ve lezzetli değil midir?

Paylaşmak sahip olduklarımızı daha değerli kılmaz mı?

Karşıdakinin acısı, döktüğü gözyaşı, çaresizliği sizinde yüreğinizi burkmaz mı?

O zaman soruyorum size, kalp yerine taşıdığınız ŞEY nedir?

YORUM EKLE